|
Neden
resim?
Kendimi ifade etmek, insanlarla heyecanlarımı paylaşmak ve beni
tatmin eden tek iş bu olduğu için resim yapıyorum.
Çevremi gözlemlemek ve araştırmak her zaman ilgimi çekmiştir. Edindiğim
izlenimler ve bunları ifade etme arzusu beni küçük yaşta resim ile
buluşturdu.
Sanatçı için sanatı hem bir güç ve hesaplaşma aracı, hem de bir
süre için bir varoluş sebebidir.
İlk çalışmalarım dünyayı fethetme arzusundan doğdu. Malzeme ve teknik
bilgim kısıtlı olmasına rağmen o ilk denemelerim benim için çok
önemlidir, zira kendimi zayıf ve çaresiz hissettiğim bir dönemde
ayakta durmamı sağladılar. Olgunlaşıp kendimle yüzleşmeye başladıkça
hislerimi ve bunları yaratan düşüncelerimi anlamam ve tanımlamam
gerektiğini fark ettim. Görsel sanatlarda güzelliğin sadece renk
ve ışık desenlerinden değil, bir düşünce yahut hissin ifadesinden
de geldiğini anladım.
Zamanla sanatın tabiattaki mükemmelliği aradığını da gördüm. Bu
yeni anlayış işin önemini daha iyi kavramama neden oldu ve sanat
benim için bir yaşama ve düşünme biçimi halini aldı. Bu, aynı zamanda
kendimi arayışım için de büyük bir ilerlemeydi. Eklemem gerekiyor
ki, müzik ve şiir de sanatıma yardımcı faktörler olarak hayatımda
önemli rol oynamaktadırlar.
Kültürel farklılıklara ve geleneklere rağmen geniş kitlelere ulaşabilecek
sanat eserleri yaratmak ana amacımdır. İnsanlığın ortak problemlerini,
endişelerini, hislerini yani hayatın aslı olan fakat önemli soruları,
din, ırk, lisan engellerini aşarak herkesin anlayacağı şekilde resmetmek
istiyorum. Semboller, renkler ve şekiller aracılığıyla farklı insanlara
uzanmak ve onları düşünmeye zorlamak arzusundayım.
Sanatçı ile sanatsever arasındaki iletişim iki yönlüdür. Önce, sanatsever,
sanat eseri aracılığıyla sanatçının fikir ve hislerini anlar. (Bu
anlayışın isabet derecesi sanatçının başarısı kadar onun hayatı
ve kişiliği hakkında sahip olduğu bilgiye de bağlıdır.) İkinci basamak,
sanatseverin yine eserden aldığı ilhamla kendi içinde çıktığı yolculuktur
ki eserde kendisinden bir şeyler bulması, düşünmesi ve bir sonuca
varmasından ibarettir.
Sanat eserinden yola çıkılarak başlatılan bu olgunlaşma, sanatçı
için de geçerlidir. Kişisel gelişme göstermeyen, bu gelişmeyi sanatına
aktarmayan sanatçı kendi kendisini tekrar etmekten öteye geçemez.
Olgunlaşma ile ilgili hatırlanması gereken bir başka önemli faktör
disiplinli olmak, zaman ve enerjiyi mümkün olan en iyi şekilde kullanmaktır.
İlerisi için düşündüğüm bazı projeler arasında mobilya tasarımı,
dekorasyon, büyük ebat dış cephe resimleri ve mimari ile resmi buluşturmak
bulunmaktadır.
Genellikle resimlerim önce zihnimde şekillenir. Daha sonra bunları
önce eskiz defterime ve zamanı gelince asıl mekana tatbik ederim.
Akrilik boyalarla çeşitli bazlarda kalemler kullanırım. Daha çok
büyük ebatta tuvaller üzerine çalışıyorum.
Türkiye'de sanata verilen önem nedir?
Sanatın gelişmesini isteyen gelişmesine katkıda bulunan galerici,
ressam, kuratör sanat eleştirmeni, sanat danışmanları var. Çabalarımızın
meyvesini birkaç müzemiz olmadan toplayamayız diye düşünüyorum.
Genç nesil güzel sanatlara daha çok ilgi duyuyor.
Bizde resim sanatına geçiş süreci Batı ülkelerine göre oldukça
geç yaşanmış...
Geleneksel el sanatlarına baktığımızda, seramik, tezhip, minyatür
gibi, resimle aslında yüzyıllardır haşır neşir bir toplumuz. O kadar
katı bir toplum olsaydık, bugün resim bu seviyede olmazdı diye düşünüyorum.
Resmin uzun bir süre yok sayılmasının ve gelişmemesinin sebebi Osmanlı
Devleti'nin uzunca bir süre Avrupa'dan çok uzaklaşmış olması. Ancak
bugün resim sanatı Türkiye'de asla geri değil. Hatta bir bakıma
şanslı, çünkü Türkiye sorunları olan bir ülke. Bu sorunlar arasında
yaşarken sanatın bundan beslenmemesi mümkün olmazdı.
Türkiye'de sanatın gelişmesi için daha fazla neler yapılabilir ?
Öncelikle
müzelerimiz olmalı ve devamlı değişen sergilerle kamuoyunun Gündeminden
hiç düşmemeli. İlkokulda memleketinin sanatçısını sergilerden Takip
eden bir gençlik hiç şüphesiz sanat ve sanatçı ile çok daha fazla
ilgili olacaktır. Son yıllarda yurtdışından gelen sergiler hepimizi
çok heyecanlandırdı. Bu sergiler İlgimizi taze tutuyor müze gezemeyen
insanlar için önemli bir fırsat oluyor. Sergiler hep özel sektör
sponsorluğu ile gerçekleştiriliyor. Devletin katkıları uluslararası
ilişkilerde bize birçok sergi imkanı sağlayabilir. En büyük ülke
reklamının spor, bilim ve sanat ile yapılabileceğini hepimiz çok
iyi biliyoruz
Gerçekleştirmek istediğin büyük bir proje var mı?
Çantalar üzerine yoğunlaştım. Bu çantalar ya deri boyanarak yada
Tuval bezinden yapılacak yani bitmiş bir resimden. Önemli olan her
çantadan bir tane olması. Böylelikle resim gibi kişiye özel bir
eser haline geliyor. Bu çantaları Türkiye dışında da satabilmek
istiyorum. Bunu yapabilmek için çalışıyorum.
Aklımda olan bir düşünce büyük bir binayı resme dönüştürmek. Toplumun
desteğini veya katkısını alacak ve içine katacak bir düşünce. Esas
amaç, resmin Türkiye'de değer kazanması tabii. Çünkü sanat insanların
düşünmesi için var. Düşünen insan daha az hata yapar ve toplumun
gelişimi için de sanat çok önemli.
En büyük hedeflerimden biri; bir gün büyük bir ev yapmak ve onu
yaşayan bir müze haline getirmek. İçinde yaşayacağım bu eve resim
yaparken insanları davet etmek ve onların çeşitli sorularına cevap
vermek istiyorum.
Sanatının temel gücü nereden geliyor?
Ben her insanın kendini ifade etmek için bir meşgale aradığını ve
hayatına anlam katma çabasında olduğunu düşünüyorum. Ben beni en
mutlu eden iş bu olduğu için ve hayatı kendime göre ifade etmeme
olanak sağladığı için ressamım. İnsan gücünü insanlardan doğadan
inançlarından aklından kendi hislerinden alır. Benim için insanlarla
eserlerimin heyecanını paylaşmak temel gücüm diyebilirim. Çünkü
sanatın parayla karşılığı yok. Resmime bakıp heyecan duyan insan
beni motive eder. Asıl paylaşım da budur zaten. Yaşıt olduğum insanlar
benimle bunu daha çok paylaşabiliyorlar. Daha ileri yaştaki insanlar
sanki biraz daha tutucu bakıyorlar yaptıklarıma.
Diğer sanat dallarıyla ilgileniyor musun?
Tasarım bu yüzyılın en önemli işlerinden biri olacak teknolojinin
gelişmesi bizleri kişiye özel üretilmiş ürünlere yöneltecek. Sanat
ile tasarımcı arasında ki çizgi ortadan kalkacak. Tek olan sanat
objeleri aynı resim gibi değerli olacak. Bu sebeple obje ve diğer
fonksiyonel ürünlerle çalışmaya devam edeceğim. Ayakkabı dolapları
ve bavullar gibi.
Evet, siz aynı zamanda bavul, ayakkabı, sandalye, tabak, bardak
ve cüzdan da boyuyorsunuz.
Resme dokunmak bir tabudur. Bunu resmin ömrü adına anlayabiliriz.
Evet, resme dokunamayız. Ama insanlar bugün, tıpkı resme duydukları
bağ gibi ayakkabıya, kahve kupalarına, çantaları, sandalye ya da
cüzdanlarına bağlanıyorlar. İşte bu noktada her objenin "kişiye
özel" olması esprisi ortaya çıkıyor. "Fonksiyonel sanat"ı yerinde
ve dozunda kullanarak hedeflediğiniz kitleyle buluşmalısınız.
Ayakkabı dolapları bir şeyi simgeliyor mu?
Ayakkabı bence insanların karakterlerini simgeler. Ben çanta ve
ayakkabıların insan hayatında ayrı bir yeri olduğunu düşünüyorum.
Ayakkabıya düşkün birisi için belki de detaycı bir kimse diyebiliriz.
Ama ayakkabının rahat olmasıyla veya sırf görüntüsü ile ilgili insanlar
da olabilir. Değerli ayakkabılarınızı evinizden çıkarken karşılaştığınız
son ve evinize girerken gördüğünüz ilk mobilya olan bu sanat objelerinde
saklayabilirsiniz.
Seninkilere benzer eserler üreten sanatçılar var mı?
Benim bildiğim yok. Mobilya boyayan çok sanatçı var ancak onlar
işlerini "fonksiyonel sanat" olarak adlandırmıyorlar. Benim işlerim
sadece boyama değil, tasarım da içeriyor.
Resimlerinin bir adı yok, neden ?
Ben resimlere kod numarası vermeyi tercih ediyorum. Bu siz resmin
karşısına geçtiğinizde yalnızca imajlarla gördüğünüz renklerle biçimlerle
baş başa kalın diyedir. Ben resme mesela "armut" adını versem sizin
elma diye düşünmenize engel olmuş olurum izleyiciye müdahale etmemek
için resimlerimin isimleri yok. İnanç gibi bir şeydir resme bakmak,
kendi gözünle bakarsın, kendine göre bir şeyler algılarsın, orada
yapan kişi yoktur, kendi hayatına göre yorumlar ve keşfedersin.
Bu işin keyfi ve zevki de buradadır
Senin için resimde kendini ifade etmek mi, yoksa onun izleyiciyle
bir iletişim kurması mı daha önemli?
Bir sanat eseri ile izleyici arasındaki duygusal iletişim çok önemli,
çünkü resimde "anlamak yoktur. İnsanların kafasında resmi anlamak
ya da anlamamak gibi bir soru işareti var. Böyle sorularla karşılaştığımda
hep şunu soruyorum; Bulutları izlemekten zevk alıyor musun, peki
ne anlıyorsunuz?
New York ressam olarak sana neler verebilecek?
New York' da resim bir iş kolu profesyonel şirketler ajanslar özel
sanat tacirleri Sanat malzemesi ürecileri bir çok başka kuruluş
ve galeriler bu markette yarış içindeler. Bu markette yer almak
istemeyecek bir ressam olduğunu zannetmiyorum. Koleksiyon yapmanın
şeref olduğu New York' da günlük yaşamın içinde hep gündemde kalan
müzelerle insanlar sanatın ne kadar önemli olduğunun farkındalar.
Binalarda mermer olması yerine aynı bütçeyle daha ucuz yer malzemesi
kullanılıp paralarını sanat eseri almak için kullanıyorlar. Bu kültürlerinin
bir parçası biz nasıl tam otomatik çamaşır makinesine düşkünsek
New York'ta insanlar sanata düşkün. Böyle bir ortamda insan yaptığı
işin toplumda önemsendiğini hissedip motive oluyor.
"Dünya adamı" olmayı hedeflediğin doğru mu?
Bu hedef hepimizin hedefi olmalı ancak Türkiye bu yolla doğru bir
şekilde tanıtılabilecektir. Bu bir ressamın değil bir makine üreten
firmanın da amacı olmalı Bosch denince aklımıza Almanlar geliyor.
Galatasaray denince Türkiye.
Bibliography
1.Revna Güney."Fonksiyonel Sanatta Coşkulu Yorumlar" Aralık
2001 - Maison Française
2."Yiğit Yazıcı -Sayfalarda Sanatçı Ruhunun Yansıması Hissediliyor"
Aralık 2001-Elele
3."Yiğit Yazici- Resim ve Fonksiyonel Sanat Sergisi" Kasım
2001-Hürriyet
4. 41 Numara sanat eseri kasim 2001
5.Yasemin Sener."Resimde Anlamak yoktur." Mart 2001-Elle-sf:68-72
6.Elvan Erdin "Fonksiyonel ve Estetik Dolaplarda Şanslı Ayakkabılar"
Kasım 2000-Marie Claire - sf:115-119
7.Mobilya Tasarım : Resim, Mobilya ve Ayakkabılar, Aralik 1998 -
Tasarım - sf:127
8.Elif Babül "Portre: Sanatını Objeden Çıkarmak" Ağustos
2000-Vizyon - sf:119
9.Günnur Özsoy "Portre: - Yigit Yazıcı" Haziran 2001-Ana Sayfa Art
- sf:110-115
10.Şebnem Atılgan "Benim Bir Ayakkabı Dolabına İhtiyacım Var
- Yigit Yazıcı" Mayis-Haziran 1998 - Topuk - sf:36-37
11.Necati Başkır "Ayakkabıları Gizleyen Güzellik - Ayakkabıların
Renkli Mekanları - Country Ana Sayfa - Temmuz 1998
Copyright © 2003 Yiğit YAZICI info@yigityazici.com
|